Affedersiniz bayım, birbirimizi sevebilir miyiz? Ama rica ediyorum, onun gibi olmayın.
Onun gibi sözünüzden dönmeyin, lütfen. Tam mutlu olmuşken yüz üstü bırakmayın beni. Eğer ilişkiyi yürütemeyeceğinizi hissediyorsanız, beni seviyormuş gibi yapmayın hiç olmazsa. Sevmediğinizi söyleyin, yeter. Anlarım ben. Birbirimize uygun değilmişiz, derim. Daha az üzer beni.
Onun yaptığı gibi ikinci bir seçenek olarak kullanmayın beni. Ne bileyim, “Nasıl olsa Didem var.” demeyin, rica ediyorum. Ben sizin yedeğiniz değilim. Hayatta yolunu kaybetmiş ve çok çabuk sevebilen bir kızım. Hayatın bana vurduğu darbelere, bir de siz tuz biber olmayın.
Ben sizi delicesine severken, eski sevdiklerinizi bir bir ortaya çıkarıp sevgi gösterisinde bulunmayın, onun yaptığı gibi. Bir kere “Bitti.” dediyseniz, bitmiş demektir. Tekrar çıkarıp da beni kıskandırmanın zevkine varmak sadece yeni geliştirdiğiniz bir işkence yöntemidir, bayım. Ve bu yaptığınız hayatımda en az bir yıl boyunca gözyaşı demektir.
Eğer ağlamaya başladıysam, sebebi ne olursa olsun, gelin sarılın bana. Yanımda olduğunuzu hissettirin, lütfen. Onun hiç yapmadığı gibi. Ağladığımda güçsüzümdür ben, çünkü. Bir de siz uzaklaşmayın, rica ediyorum.
Benim ne giydiğimi, nasıl göründüğümü önemsemeyin lütfen, onun yaptığı gibi. Bunların hepsi şekildir çünkü. Düşüncelerimi de sevmek zorunda değilsiniz, ama bunlar hakkında çok da güzel tartışabiliriz. Gülüşümü sevin mesela, ben de sizin gözlerinizin gülüşünü.
Benimle birlikte olmak için, çaba gösterin mesela. Mesafelerin önemi olmasın sizin için, onun için olduğu gibi. Sizin peşinizden koşmamı beklemeyin, benim için bir şeyler göze almaya çalışın. Ama inanın bayım, bunlara izin vermeyeceğim. Sadece çabanız, beni mutlu etmeye yetecek ve benim sizin için neleri göze alabileceğimi göstereceğim size.